Görmüyorum, Duymuyorum, Hissetmiyorum...
Uykunun tutmadığı, yazının dirildiği bir an. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir adeti var. Ve o an geldi çattı. İstemediğin otun burnunun dibinde bitmesi gibi aklımdan geçmeyecek bir duruma tanıklık etmek. Bir de hiç yokmuş gibi gün içerisinde şaşırmadığın olaylar silsilesi. Ne kaldı geriye bize derseniz anlam veremediğim onca gereksiz zaman kaybı. Samimiyetin sahte ayak sesleri. Kentin ışıklarına bakıyorum, yanıp sönen trafik ışıklarının belirsizliğinde kayboluyorum. Geriye kalan sadece yazma tutkumun geri dönmesi belki de. Kendimi gecenin sessizliğine bürünmekle kamufle ediyorum. Ertesi gün etrafa kocaman gülümsememi saçıyorum hiçbir şey olmamış gibi... BİLMESİN KİMSE.. BİLMESİNLER!! Benim savaşım her zaman kendimle olmuştur. Kimseyle alıp vereceğim bir durum yaşamadım.. Ama gelip de farkında olmadan bazen bir kaşık suda boğulmak gibi bir his vardır ya onun gibi bir şey yaşadım sadece. Öylesine.. Yutkunmakta zorlandım. Sessizce bekledim uzaklara dalarken gözlerim. Yağmuru...