Görmüyorum, Duymuyorum, Hissetmiyorum...

Uykunun tutmadığı, yazının dirildiği bir an. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir adeti var. Ve o an geldi çattı. İstemediğin otun burnunun dibinde bitmesi gibi aklımdan geçmeyecek bir duruma tanıklık etmek. Bir de hiç yokmuş gibi gün içerisinde şaşırmadığın olaylar silsilesi. Ne kaldı geriye bize derseniz anlam veremediğim onca gereksiz zaman kaybı. Samimiyetin sahte ayak sesleri. Kentin ışıklarına bakıyorum, yanıp sönen trafik ışıklarının belirsizliğinde kayboluyorum. Geriye kalan sadece yazma tutkumun geri dönmesi belki de. Kendimi gecenin sessizliğine bürünmekle kamufle ediyorum. Ertesi gün etrafa kocaman gülümsememi saçıyorum hiçbir şey olmamış gibi... BİLMESİN KİMSE.. BİLMESİNLER!!

Benim savaşım her zaman kendimle olmuştur. Kimseyle alıp vereceğim bir durum yaşamadım.. Ama gelip de farkında olmadan bazen bir kaşık suda boğulmak gibi bir his vardır ya onun gibi bir şey yaşadım sadece. Öylesine.. Yutkunmakta zorlandım. Sessizce bekledim uzaklara dalarken gözlerim. Yağmurun sesini dinledim, Gökhan Türkmen'in sesindeki o sıcaklık eşliğinde..Tüm duygu ve düşüncelerimin karman çorman edilişini seyrettim, elimde bir TV kumandası verdiler, hangi tuşa basacağımı bilmeden izledim karşıma çıkan ilk kanalı...Akışına bırak demişti.. Teslimiyeti artık anlamalısın demişti. Bu sefer kontrolün benim dışında olduğunu bile bile o teslimiyet hissi kapıda belirdi.

Sevginin, değerin, emek vermenin, çabalamanın bazen anlamsız kaldığı yerde kendime olan saygımdan dolayı terk ettim bana kendim olma cesaretini veren yeri. Bu sefer gürültü yapmadan fakat utandım diğeri adına. Ben olsaydım dedim, bu sefer ben değildim..Kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi karşı tarafa yapmama gibi etik prensibimin olduğunu göz önünde bulundurursam bu gidiş bana göre son darbeydi yıkılmayan inadıma!

Güçlenerek çıktım bu muamma saçmalıktan. Bana geriye şeffaflığınn en asil temsili kaldı bir de elde avuçta kalan son bir umut kırıntısı.. Evet umut olmadan yaşamın pek bir anlamı olmadığını bildiğimiz çürümüş ortamda samimi hislerin gücüne yine de inanmaktan vazgeçmiyorum..

Bazen başka bir 'K' harfinde, bazen de fütursuz kahkahalarda başka bir harfte kaybolma cesaretini göstereceğimden emin adımlarla yol alıyorum.

Yazmanın verdiği o iç huzur şimdi yüzümdeki sırıtışımın sonucu. Bilmeyecek kimse merak etmeyin ne olduğunu... Bazı sessizlikler kendi içinde öyle gürültülüdür ki bunu duymamak için sağır olmanız gerekir.

Ben diyetimi ödedim.. Sıramı gerçek değeri hak etmeyen korkaklara savıyorum...

Size de müziğin sesini son ses açıp yolunuza bakmanızı öneririm..

Benden bu gecelik bu kadar...

Görmüyorum.. Duymuyorum... Hissetmiyorum bir süreliğine müsadenizle...

Yorumlar

Popüler Yayınlar