Ateş ve Dalgalar
Ateş mi yoksa dalga sesi mi diye zihnim uyandı birden. Belki de görmek istediği aslında görmek istemedikleriydi. Konfor alanı onun için her şeydi, ekmek ve su gibi… Bundan kendini soyutlayamazdı. Gülüşünde ifade edemedikleri saklıydı. Oysa çocukluğuna dair ne çok anı vardı… Ayrılık sonrası aydınlanma dönemi başlamıştı onun için. Ayrılık bir veda değil, yeni yolculuklara yelken açmaktı. Kendisine has ses tonu, kendinden çok şeyi ele veriyordu. Özellikle yaşam sevinci bunlardan biriydi. Hiç tanımadığı birine, özellikle hatırlamaması gereken birini anımsatmıştı. Ama anımsama üzerinden çok yıllar geçmişti. Kadın durdu, düşündü, bir şeyler yazmalıydı. Yazdıkça derin iç çekişleri çoğalıyordu. Ne gariptir ki insan kendisini, özellikle diğer benleri hep başkalarında arardı. Bu arayış bazen bir gülümseme, bazen de korku dolu hatıraların yeniden canlanmasıydı. Ama yine de bir duygunun dile gelişi, o hissin harekete geçmesiydi. Ateş ve dalgalar yan yana geldiği zaman korkularla yüzleşmek hiç...